Terapinin etkisi, terapi bittikten sonra da sürer mi?
Meta-analiz, 2026
Depresyon için terapiye başlayan birçok kişinin aklındaki sorulardan biri şu: Terapi bittiğinde iyileşme de biter mi? Pim Cuijpers ve ekibi, bu soruyu yanıtlamak için bugüne kadar yapılmış en kapsamlı uzun dönem analizini yaptı ve otuz üç binden fazla kişinin verilerini bir araya getirdi.
- Yayımlandığı yer
- World Psychiatry, 25(2), 287–294, 2026
- Yazarlar
- Pim Cuijpers, Clara Miguel, Esra Kaya Aglio, Annemieke van Straten, Eirini Karyotaki, Mathias Harrer
- Araştırma deseni
- Randomize kontrollü çalışmaların meta-analizi
- Kapsam
- 191 çalışma, 33.691 yetişkin; en uzun izlem 8 yılın üzerinde
Bu araştırma neden yapıldı?
Bilişsel davranışçı terapi, kişilerarası terapi, davranışsal aktivasyon ve problem çözme terapisi gibi yaklaşımların depresyonda etkili olduğunu gösteren yüzlerce araştırma var. Ancak bu araştırmaların çoğu etkiyi tedavinin hemen sonunda ölçüyor. Etkinin aylar ve yıllar içinde ne olduğuna dair bilgi çok daha sınırlı.
Önceki meta-analizler uzun dönem sonuçları “altı ay”, “bir yıl” gibi ayrı zaman dilimlerinde inceliyordu. Bu çalışmada araştırmacılar, bütün çalışmalardaki bütün izlem ölçümlerini tek bir modelde birleştirerek etkinin zaman içindeki seyrini bir eğri olarak çizmeyi amaçladı.
Nasıl araştırıldı?
Meta-analiz, aynı soruyu soran çok sayıda araştırmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiren bir yöntemdir. Araştırmacılar Mayıs 2025’e kadar dört büyük veri tabanını taradı. Yetişkin depresyonunda psikoterapiyi bir kontrol koşuluyla karşılaştıran ve randomizasyondan en az altı ay sonra ölçüm yapan 191 randomize kontrollü çalışmayı analize aldı.
Kontrol koşulu çalışmaların yaklaşık dörtte üçünde olağan bakımdı; yani kişiler terapi almıyor ama gerektiğinde mevcut sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyordu. Karşılaştırmaların yarısında bilişsel davranışçı terapi incelenmişti; terapiler ortalama on seans kadar sürmüştü ve bireysel, grup, telefonla ya da rehberli kendi kendine yardım biçiminde uygulanmıştı. Toplam 534 izlem ölçümünün 52’si bir yıldan sonra yapılmıştı.
Etkiyi iki biçimde ölçtüler. Birincisi, iki grup arasındaki ortalama farkı gösteren etki büyüklüğüydü; psikolojide 0,2 civarı küçük, 0,5 civarı orta, 0,8 ve üzeri büyük olarak yorumlanır. İkincisi “yanıt” oranıydı: Belirtilerin en az yarı yarıya azaldığı kişilerin oranı.
Ne bulundu?
Psikoterapinin etkisi tedavinin başlangıcından yaklaşık üç ay sonra en yüksek düzeye ulaştı (etki büyüklüğü 0,55). Sonraki dokuz ay içinde yavaşça azaldı ve bir yıl civarında 0,39’a indi. Bundan sonra ise belirgin biçimde sabit kaldı ve analizlere göre sekiz yılın üzerinde bir süre boyunca istatistiksel olarak anlamlı olmayı sürdürdü.
Yanıt oranlarına bakıldığında, terapi alan grupların yaklaşık %35’i bu eşiğe ulaştı ve bu oran yıllar içinde pek değişmedi. Kontrol gruplarında ise oran üç ayda %19’dan beş yılda %29’a yükseldi; yani terapi almayanların bir kısmı da zamanla iyileşti. Bu nedenle iki grup arasındaki fark zamanla daraldı: Terapi alanların yanıt verme olasılığı üç ayda kontrol grubunun yaklaşık 1,7 katıyken, beş yılda bu fark artık anlamlı değildi. Fark yaklaşık dört buçuk yıl boyunca anlamlı kaldı.
Araştırmacılar, terapiyi bırakan katılımcıların hiç yarar görmediğini varsayan en temkinli hesaplamada bile etkinin iki buçuk yıldan uzun süre anlamlı kaldığını gördü. Terapi türleri karşılaştırıldığında yalnızca davranışsal aktivasyonun etkisinin zamanla bilişsel davranışçı terapiye göre daha az korunduğu görüldü.
Bu araştırma bize ne söylüyor?
- Depresyonda psikoterapinin etkisi tedavi bittikten sonra kaybolmuyor; ilk aylardaki zirveden sonra bir miktar azalıp orta düzeyde sabitleniyor.
- Bu orta düzeydeki etki, mevcut verilere göre birkaç yıl boyunca sürüyor.
- Terapi almayanların bir kısmı da zamanla iyileşiyor; bu nedenle iki grup arasındaki yanıt farkı yıllar içinde daralıyor.
Peki neyi söylemiyor?
- Terapi alan herkesin iyileştiğini göstermez. Hesaplanan yanıt oranı yaklaşık %35’ti; yazarlar da birçok kişinin terapiye yeterli yanıt vermediğini ve iyileşenlerin bir kısmının daha sonra yeniden depresyon yaşayabildiğini hatırlatıyor.
- İki yıldan uzun dönem için güçlü bir kanıt sunmaz. 534 izlem ölçümünden yalnızca 15’i iki yılın ötesindeydi; yazarlar bu dönemle ilgili sonuçların temkinle yorumlanması gerektiğini belirtiyor.
- Kusursuz çalışmalara dayanmaz. Çalışmaların yalnızca %18’i düşük yanlılık riski taşıyordu, %41’inde risk yüksekti. Çalışmalar arasındaki farklılık da büyüktü ve yayımlanmamış olumsuz sonuçların etkisi bu analizde sınanamadı.
- Çocuklar, ergenler ve yatarak tedavi görenler için bir şey söylemez; bu gruplar ve hiçbir insan desteği içermeyen dijital programlar analize alınmadı.
- Hangi terapinin daha kalıcı olduğunu kesin olarak göstermez. Davranışsal aktivasyonla ilgili bulgu, çalışmaların başka özelliklerinden kaynaklanıyor olabilir; yazarlar bunun bir neden-sonuç ilişkisi olmadığını vurguluyor.
Okuyucu için ne anlama gelebilir?
Bu bulgular, depresyonda psikoterapinin terapi sürdükçe hissedilen geçici bir rahatlama olmaktan öte, birçok kişi için yıllarca süren bir kazanım sağlayabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda gerçekçi bir tablo da çiziyor: Etki orta düzeyde, herkese aynı ölçüde yaramıyor ve iyileşme sonrasında nüks mümkün.
Bu nedenle terapinin bitişi, bir sürecin sonu kadar sonrasının da planlandığı bir aşama olarak düşünülebilir: Öğrenilen becerilerin sürdürülmesi ve belirtiler geri dönerse ne yapılacağının konuşulması gibi. Bunlar araştırmanın doğrudan sınadığı şeyler değil, bulgularla uyumlu genel ilkelerdir.
Bu yazıda başka araştırmacıların hakemli bir dergide yayımlanan çalışmasını özetliyorum; çalışmanın yazarları arasında değilim. Bulguları makalede yazılanın ötesine taşımamaya ve yorumlarımı bulgulardan ayırmaya özen gösterdim. Ayrıntılar ve sınırlılıkların tamamı için makalenin kendisine başvurabilirsiniz. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişisel bir değerlendirmenin, tanının ya da tedavinin yerini tutmaz. Psikoterapi uygulayan bir klinik psikolog olduğumu da belirtmek isterim; bu yazının amacı bir hizmeti tanıtmak değil, bir araştırmanın bulgularını aktarmaktır.
Künye
Cuijpers, P., Miguel, C., Kaya Aglio, E., van Straten, A., Karyotaki, E. ve Harrer, M. (2026). Long-term effects of psychotherapies for depression: An advanced meta-analysis. World Psychiatry, 25(2), 287–294. https://doi.org/10.1002/wps.70065
Makalenin tam metni PubMed Central’da ücretsiz olarak erişilebilir durumdadır.
Farklı terapi ekollerini tanımak için Psikoterapi Atlası’na bakabilirsiniz. Bilim Ne Söylüyor? bölümündeki diğer yazılar.
Dr. Muttalip Alçay
Klinik psikolog ve Antalya Belek Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi. Çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlerle psikoterapi; psikolojik ve bilişsel değerlendirme.
Bunları da beğenebilirsiniz
Sosyal medyanın gençlerin ruh sağlığına riski hangi yaşta daha büyük?
19 Ekim 2026
Çift terapisi, partnerimizi nasıl gördüğümüzü değiştirir mi?
19 Ekim 2026