Kendimizi yetersiz hissettiğimizde kendimize nasıl davranıyoruz?
Araştırmalarımdan: hakemli makale, 2024
Yetersizlik duygusu, insanın kendini başkalarından daha az değerli ya da daha az yetenekli hissetmesidir. Ergün Kara ve Elif Çimşir’le birlikte yürüttüğümüz bu çalışmada, özel yetenekli ergenlerde bu duygunun kaygı ve stresle ilişkisini ve gencin kendine nasıl davrandığının bu ilişkideki rolünü inceledik.
- Yayımlandığı yer
- Mindfulness, 15(1), 217–229, 2024
- Araştırma deseni
- Kesitsel, yapısal eşitlik modeli
- Katılımcılar
- Yedi coğrafi bölgedeki BİLSEM’lerden 644 ergen (14–18 yaş)
Bu araştırma neden yapıldı?
Kendine şefkat üzerine araştırmalarda son yıllarda önemli bir tartışma var: Kendine şefkatli davranmak ile kendine karşı acımasız olmak tek bir boyutun iki ucu mu, yoksa birbirinden kısmen ayrı iki eğilim mi? Bu iki eğilimin özel yetenekli ergenlerin kaygı ve stresindeki rolünü inceleyen bir çalışma yoktu.
Adler’in kuramında önemli bir yeri olan yetersizlik duygusu, kendini sürekli yetenekli akranlarıyla kıyaslayabilen gençler için anlamlı bir kavram olabilir. Bu nedenle yetersizlik duygusunun kaygı ve stresle ilişkisini ve bu ilişkide kendine şefkat ile kendine acımasızlığın aracı rolünü sınadık.
Nasıl araştırıldı?
2020–2021 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde, Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinin her birinden en az bir Bilim ve Sanat Merkezinde, yaşları 14 ile 18 arasında değişen 644 özel yetenekli ergenden veri topladık. Katılım gönüllüydü ve aileler çevrim içi olarak onay verdi.
Gençler yetersizlik duygusunu, kendine şefkat ve kendine acımasızlığı, kaygıyı ve stresi ölçen ölçekleri doldurdu. Değişkenler arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeli adı verilen istatistiksel yöntemle, yaş ve cinsiyetin etkisini de hesaba katarak inceledik.
Ne bulundu?
Yetersizlik duygusu yüksek olan gençlerde kaygı ve stres de daha yüksekti. Yetersizlik duygusu, kendine acımasızlıkla çok güçlü, kendine şefkatle ise ters yönde ilişkiliydi.
Yetersizlik duygusu ile kaygı arasındaki bağ hem kendine acımasızlık hem de kendine şefkat üzerinden açıklanıyordu; ama kendine acımasızlık üzerinden geçen yol çok daha güçlüydü. Stres söz konusu olduğunda ise yalnızca kendine acımasızlık aracı rol oynadı.
Kızlar erkeklere göre biraz daha yüksek kaygı ve stres bildirdi; farklar küçüktü. Gençlerin ortalama kaygı ve stres puanları, kullanılan ölçeğin “normal” aralığının üzerindeydi.
Bu araştırma bize ne söylüyor?
- Kendini yetersiz hissetmek, özel yetenekli ergenlerde de daha yüksek kaygı ve stresle birlikte görülüyor.
- Bu duyguya kendine sert ve yargılayıcı davranarak yanıt vermek kaygı ve stresle en güçlü ilişkili yol; kendine şefkatle yaklaşmak ise kaygı açısından koruyucu görünüyor.
- Bulgular, kendine şefkat ile kendine acımasızlığın birbirinin tam tersi değil, kısmen ayrı eğilimler olarak ele alınabileceği görüşünü destekliyor.
Peki neyi söylemiyor?
- Neden-sonuç ilişkisi göstermez. Tüm veriler tek bir zamanda toplandı; aracılık modeli zamansal bir sıra varsayar ve bunu sınamak için en az üç ölçüm zamanlı boylamsal çalışmalara ihtiyaç var.
- Özel yetenekli gençlerin diğer gençlerden daha fazla yetersizlik duygusu ya da kaygı yaşadığını göstermez; çalışmada karşılaştırma grubu yoktu. Ortalama puanların yüksekliği, sınav yükü gibi Türkiye’deki gençlerin genel koşullarıyla da ilgili olabilir.
- Yetenekli akranlarla aynı ortamda bulunmanın kendini kıyaslamayı ve yetersizlik duygusunu artırdığı yönündeki açıklama bir olasılıktır; bu çalışma bunu sınamadı.
- Bulgular gençlerin kendi bildirimlerine dayanıyor; bir tanı ya da klinik değerlendirme içermiyor.
Okuyucu için ne anlama gelebilir?
Bir gencin kendini yetersiz hissetmesi kadar, bu duyguyla kendisine nasıl konuştuğu da önemli görünüyor. “Ben zaten beceriksizim” diyen sert bir iç ses ile “Zorlanıyorum ama bu herkesin başına gelebilir” diyen anlayışlı bir iç ses, aynı duygunun çok farklı yaşanmasına yol açabilir.
Ebeveynler ve öğretmenler için bu, başarıyı övmenin ötesinde, gencin hata ve zorlanma anlarında kendine nasıl davrandığını fark etmeye bir davet. Bu çalışma bir müdahale sınamadı; yalnızca hangi alanın üzerinde durulmaya değer olduğunu gösteriyor.
Bu yazıda, araştırmacılardan biri olarak kendi çalışmamızı anlatıyorum. Bulguları makalede yazdığımızın ötesine taşımamaya özen gösterdim; ayrıntılar ve sınırlılıkların tamamı için makalenin kendisine başvurabilirsiniz. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişisel bir değerlendirmenin yerini tutmaz.
Künye
Kara, E., Çimşir, E. ve Alçay, A. (2024). The roles of self-compassion and self-coldness in the relationships between inferiority and stress and anxiety among gifted adolescents. Mindfulness, 15(1), 217–229. https://doi.org/10.1007/s12671-023-02266-6
Yetersizlik duygusunun kuramsal kökeni için Alfred Adler sayfasına, aynı gençlerle ilgili diğer çalışmalarımız için depresyon araştırmasına bakabilirsiniz. Tüm araştırmalarım ve yayın arşivi.
Dr. Muttalip Alçay
Klinik psikolog ve Antalya Belek Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi. Çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlerle psikoterapi; psikolojik ve bilişsel değerlendirme.