Araştırmalarımdan

Dokuz haftalık bir grup çalışması özel yetenekli gençlerde neyi değiştirebilir?

Araştırmalarımdan: hakemli makale, 2026

Özel yetenekli gençlerin bazıları yüksek beklentiler, mükemmeliyetçilik ve “farklı olmanın” yalnızlığıyla baş etmeye çalışır. Zeynep Akkuş Çutuk’la birlikte yürüttüğümüz bu çalışmada, bu gençler için uyarladığımız bilişsel davranışçı grup terapisinin kısa vadeli etkilerini inceledik.

Yayımlandığı yer
Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 2026 (açık erişim)
Araştırma deseni
Kontrol gruplu, ön test ve son test ölçümlü deneysel desen
Katılımcılar
Antalya BİLSEM’e devam eden 24 ergen (12 deney, 12 kontrol)
Program
Dokuz hafta, haftada bir 90 dakikalık BDT temelli grup oturumu

Bu araştırma neden yapıldı?

Özel yetenekli gençlerin psikolojik açıdan dayanıklı olduğu sık varsayılır; oysa bazıları depresif ya da kaygılı duygularını başarılarının arkasına gizleyebilir. Bilişsel davranışçı terapinin ergenlerde etkili olduğu biliniyor; ancak bu gruba özgü ihtiyaçlar gözetilerek hazırlanmış grup çalışmalarının etkisi daha az araştırılmış durumda.

Bu nedenle mükemmeliyetçilik, yüksek standartlar, akranlardan kopukluk ve kendine yönelik sert tutum gibi temalara yer veren bir grup programı hazırladık; depresyon, kaygı, stres, öz anlayış ve yetersizlik duygusu üzerindeki etkisine baktık.

Nasıl araştırıldı?

2023–2024 eğitim-öğretim yılında Antalya Bilim ve Sanat Merkezi’ne devam eden 24 ergen rastgele iki gruba ayrıldı. Deney grubundaki 12 genç dokuz hafta boyunca haftada bir, yaklaşık 90 dakikalık grup oturumlarına katıldı; kontrol grubundaki 12 genç bu sürede herhangi bir programa katılmadı. Grubu, bilişsel davranışçı terapi alanında çalışan bir klinik psikolog olarak ben yürüttüm.

Oturumlarda duyguları tanıma ve gevşeme, düşünce hatalarını fark etme ve yeniden değerlendirme, mükemmeliyetçilik, öz şefkat, sosyal beceriler ve zorlayıcı duygularla baş etme çalışıldı; her oturum bir ev ödeviyle tamamlandı. Gençler programdan önce ve sonra depresyon, kaygı, stres, öz anlayış ve yetersizlik duygusunu ölçen ölçekleri doldurdu. Program bittikten yaklaşık bir ay sonra deney grubuyla bir odak grup görüşmesi yaptık.

Ne bulundu?

Program sonunda deney grubundaki gençlerin depresyon, kaygı, stres ve yetersizlik duygusu puanları belirgin biçimde azaldı, öz anlayış puanları ise arttı. Örneğin depresyon puan ortalaması 12,9’dan 4,2’ye, yetersizlik duygusu puanı 49,8’den 29,4’e indi. Kontrol grubunun puanlarında belirgin bir değişim görülmedi; iki grup arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlı ve büyük boyutluydu.

Odak grup görüşmesinde gençler, benzer güçlükler yaşayan akranlarıyla bir arada olmanın yalnızlık duygusunu azalttığını, düşünce hatalarını daha kolay fark ettiklerini ve öğrendikleri düşünce kayıtlarını kullanmayı sürdürdüklerini anlattılar.

Bu araştırma bize ne söylüyor?

  • Bu gruba özgü ihtiyaçlar gözetilerek hazırlanmış BDT temelli bir grup programı, kısa vadede depresyon, kaygı, stres ve yetersizlik duygusunda azalma ve öz anlayışta artışla birlikte görüldü.
  • Gençlerin kendi anlatımları da nicel bulgularla aynı yöndeydi; grup ortamının kendisi, yani “yalnız olmadığını” görmek, deneyimin önemli bir parçasıydı.
  • Sonuçlar, bu tür programların daha büyük ve uzun izlemeli çalışmalarla sınanmaya değer olduğunu düşündürüyor.

Peki neyi söylemiyor?

  • Etkinin kalıcı olduğunu göstermez. Program sonrasında uzun dönemli bir ölçüm yapılmadı; bulgular kısa vadeli ve ön bulgu niteliğindedir.
  • İyileşmenin BDT tekniklerinden mi, yoksa akran desteği ve aidiyet gibi grup ortamının ortak etkilerinden mi kaynaklandığını ayırt edemez. Kontrol grubu herhangi bir etkinliğe katılmadı.
  • Klinik düzeyde depresyon ya da kaygı bozukluğu yaşayan gençler için bir tedavi kanıtı değildir; katılımcılar belirti düzeylerine göre seçilmedi.
  • Örneklem küçüktür (24 kişi) ve tek bir merkezden gelmektedir; sonuçlar bütün özel yetenekli gençlere genellenemez.
  • Programı yürüten kişi aynı zamanda araştırmacılardan biriydi ve ölçümler gençlerin kendi bildirimlerine dayanıyordu. Bu durum sonuçları olumlu yönde etkilemiş olabilir; bağımsız tekrar çalışmaları bu yüzden önemlidir.

Okuyucu için ne anlama gelebilir?

Bu çalışma, özel yetenekli gençlerin de duygusal desteğe ihtiyaç duyabileceğini ve bu desteğin onların özel ihtiyaçlarına göre şekillendirilebileceğini hatırlatıyor.

Mükemmeliyetçi düşüncelerle baş etmek, kendine şefkatle yaklaşmak ve benzer deneyimleri paylaşan akranlarla bir araya gelmek bu gençler için değerli olabilir. Ancak tek bir küçük çalışmadan hareketle bir programın herkese iyi geleceğini söyleyemeyiz.

Bu yazıda, araştırmacılardan biri olarak kendi çalışmamızı anlatıyorum. Bulguları makalede yazdığımızın ötesine taşımamaya özen gösterdim; ayrıntılar ve sınırlılıkların tamamı için makalenin kendisine başvurabilirsiniz. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; kişisel bir değerlendirmenin yerini tutmaz.

Künye

Alçay, A. ve Akkuş Çutuk, Z. (2026). Preliminary results of the effects of cognitive behavioral group therapy on depression, anxiety, stress, self-compassion, and inferiority feelings in gifted adolescents. Journal of Rational-Emotive & Cognitive-Behavior Therapy, 44, Makale 23. https://doi.org/10.1007/s10942-026-00656-y

Makale açık erişimlidir; tam metnine DOI bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Bilişsel davranışçı terapinin kökenleri için Aaron T. Beck ve Albert Ellis sayfalarına, aynı gençlerle ilgili diğer çalışmamız için depresyon araştırmasına bakabilirsiniz. Tüm araştırmalarım ve yayın arşivi.

Dokuz haftalık bir grup çalışması özel yetenekli gençlerde neyi değiştirebilir? için yorumlar kapalı

Klinik psikolog ve Antalya Belek Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi. Çocuk, ergen, yetişkin ve çiftlerle psikoterapi; psikolojik ve bilişsel değerlendirme.