Fritz Perls

Gestalt terapi, 1893–1970

Şimdi ve burada ne yaşandığını fark etmek; deneyimle temas kurmak.

İnsancıl ve yaşantısal

Kısa yaşam öyküsü

Friedrich Salomon (Fritz) Perls 1893’te Berlin’de, orta sınıf Yahudi bir ailenin ortanca çocuğu olarak doğdu. Tıp eğitimi I. Dünya Savaşı nedeniyle kesintiye uğradı; cephede sağlık görevlisi olarak bulundu. Savaştan sonra psikiyatri alanında uzmanlaştı ve Frankfurt’ta beyin hasarlı askerlerle çalışan nörolog Kurt Goldstein’ın yanında çalıştı. Orada tanıştığı ve Gestalt psikolojisi alanında doktora yapan Laura Posner’la 1930’da evlendi. Karen Horney ve Wilhelm Reich’la analiz yaptı. Nazilerin iktidara gelmesiyle çift önce Hollanda’ya, sonra Güney Afrika’ya göç etti; 1946’da ABD’ye yerleştiler. Perls 1960’larda Kaliforniya’daki Esalen Enstitüsü’nde verdiği atölyelerle tanındı ve 1970’te öldü.

Fritz Perls portresi, 1923
Fotoğraf: bilinmeyen fotoğrafçı, 1923. Kamu malı. Wikimedia Commons

Yaşamdan kurama

Gestalt terapinin pek çok öğesi Perls’ün yaşamından izler taşır. Siperlerde ve beyin hasarlı askerlerle geçen yıllar, insanı parçalarına ayırmak yerine bedeniyle ve çevresiyle birlikte bir bütün olarak ele alma fikrini besledi. 1920’lerde tiyatroyla ilgilenmesi ve Reich’ın beden diline ve duruşa verdiği önem, seanslarda sözcükler kadar sesin, nefesin ve jestlerin de izlenmesine yansıdı. Kuramın kurucu ortağı Laura Perls’ün Gestalt psikolojisi ve dans geçmişi de en az Fritz’inki kadar belirleyici oldu; Gestalt terapi bu yüzden bir çiftin ve çevresinin ortak ürünü olarak anlatılır.

Kuram nasıl doğdu?

Perls, Güney Afrika’dayken yazdığı Ego, Açlık ve Saldırganlık (1942) ile Freud’un kuramını gözden geçirmeye başladı. ABD’de Laura Perls, yazar Paul Goodman ve psikolog Ralph Hefferline’la birlikte Gestalt Terapi (1951) kitabını yayımladılar; 1952’de New York’ta ilk Gestalt terapi enstitüsünü kurdular. Kuram; Gestalt psikolojisinin algı ilkelerini (figür ve zemin, bütünün parçaların toplamından fazla olması), varoluşçu felsefeyi, fenomenolojiyi ve Martin Buber’in diyalog anlayışını bir araya getirir. 1960’larda Esalen’deki gösterişli atölyeler yaklaşımı çok yaygınlaştırdı, ama onu Perls’ün kişisel üslubuyla da özdeşleştirdi. Günümüzde Gestalt terapi daha ilişkisel ve diyalojik bir biçimde uygulanmaktadır.

İnsana bakışı

Gestalt terapiye göre insan, çevresiyle sürekli temas halinde olan ve ihtiyaçlarını karşılamak için kendini düzenleyen bir organizmadır. Sorunlar bu temasın kesintiye uğramasından, kişinin duygularını, bedenini ya da ihtiyaçlarını fark etmemesinden doğar. Değişim, olmadığımız biri olmaya çalışmakla değil, şu anda ne olduğumuzu tam olarak fark etmekle başlar. Gestalt terapist Arnold Beisser bu fikre “değişimin paradoksal kuramı” adını vermiştir.

Temel kavramlar

Farkındalık
Şu anda ne düşündüğünüzü, hissettiğinizi ve bedeninizde neler olduğunu yargılamadan fark etmek.
Şimdi ve burada
Geçmiş ya da gelecek üzerine konuşmak yerine, bu anda yaşananlara odaklanmak.
Temas ve temas kesintileri
Kişinin çevresiyle buluşma biçimi; içe yansıtma, yansıtma, kendine döndürme ve birleşme bu buluşmayı engelleyen yollardır.
Bitmemiş iş
İfade edilmemiş duygular ya da tamamlanmamış yaşantılar; şimdiki ilişkileri etkilemeyi sürdürür.
Figür ve zemin
Belirli bir anda ön plana çıkan ihtiyaç ya da duygu ile onun arka planı arasındaki ilişki.

Terapi süreci

Terapinin amacı

Danışanın farkındalığını artırmak, kendine ait duygu ve ihtiyaçları sahiplenmesine yardım etmek ve çevresiyle daha canlı bir temas kurmasını sağlamak.

Terapistin rolü

Terapist yorumlayan bir uzman değil, ilişkiye kendisiyle katılan bir eşlikçidir; gözlemlerini paylaşır ve danışanı küçük deneylere davet eder.

Terapi odasında

Gestalt seansında “neden” sorusundan çok “şu anda ne fark ediyorsunuz?” sorusu öne çıkar. Terapist danışanın ses tonunu, nefesini, duruşunu ve sözcük seçimlerini gözlemler; örneğin “Bunu söylerken yumruğunuzu sıktığınızı fark ettim” diyebilir. Danışana bir duyguyu abartarak ifade etmesi, “yapamam” yerine “yapmayacağım” demeyi denemesi ya da bitmemiş bir konuşmayı boş bir sandalyeyle sürdürmesi önerilebilir. Bu deneyler bir reçete değil, birlikte keşfetmek için yapılan davetlerdir.

Başlıca teknikler

Boş sandalye
Danışanın, karşısındaki boş sandalyede hayal ettiği bir kişiyle ya da kendi bir yanıyla konuşması.
İki sandalye çalışması
Kişinin içindeki çatışan iki sesi ayrı sandalyelerde dile getirmesi.
Abartma
Küçük bir jesti ya da cümleyi büyüterek altındaki duyguyu görünür kılma.
Sorumluluk dili
“Bu beni sinirlendiriyor” yerine “Ben sinirleniyorum” gibi deneyimi sahiplenen ifadeleri deneme.
Rüya çalışması
Rüyadaki her öğeyi kişinin kendi bir yanı gibi canlandırması.
Bu yaklaşımın sorabileceği bir soru

“Bunu anlatırken şu anda içinizde neler oluyor?”

Bu soru, yaklaşımı anlaşılır kılmak için yazılmıştır; Fritz Perls tarafından söylenmiş bir söz değildir.

Hangi alanlarda kullanılıyor?

Gestalt terapi bireysel, çift ve grup çalışmalarında; kaygı, depresyon, yas ve ilişki sorunlarında kullanılır. Teknikleri pek çok başka yaklaşım tarafından da benimsenmiştir: Duygu odaklı terapideki sandalye çalışmaları ve pek çok beden odaklı uygulama bu mirastan beslenir.

Günümüzde nasıl değerlendiriliyor?

Gestalt terapiye özgü randomize kontrollü çalışmaların sayısı sınırlıdır. APA Psikoterapi El Kitabı’nda (2024) Resnick, yaklaşımın büyük ölçüde kuramsal düzeyde ele alındığını, ancak sandalye çalışması gibi diyalojik ve yaşantısal yöntemlerin diğer tedaviler kadar, bazı durumlarda biraz daha fazla etkili bulunduğunu aktarır. Yaşantısal terapilere ilişkin geniş meta-analizler de depresyon ve kaygı gibi sorunlarda olumlu sonuçlar bildirmektedir.

Güçlü yanları

  • Bedeni, duyguyu ve şimdiki anı terapinin merkezine taşıdı.
  • Sandalye çalışması gibi pek çok yaklaşımın benimsediği yaratıcı teknikler geliştirdi.
  • Danışanın kendi deneyiminin sorumluluğunu almasını vurguladı.

Sınırlılıkları

  • 1960’lardaki çatışmacı ve gösterişli uygulama biçimi, kırılgan danışanlar için sert bulunmuş ve eleştirilmiştir.
  • Teknikler kuramsal çerçeveden kopuk biçimde uygulandığında yüzeysel kalabilir.
  • Kendine özgü kontrollü araştırma tabanı sınırlıdır.

Gestalt terapi yalnızca “boş sandalye tekniği” değildir; Laura Perls ve Paul Goodman’ın kurucu katkıları da göz ardı edilmemelidir.

Başlıca eserler

  • Ego, Açlık ve Saldırganlık (1942)
  • Gestalt Terapi (Hefferline ve Goodman’la, 1951)
  • Gestalt Therapy Verbatim (1969)
  • In and Out the Garbage Pail (1969)

Kaynaklar

Bu sayfadaki metinler yukarıdaki kaynaklardan yararlanılarak özgün olarak yazılmıştır.

Psikoterapi atlasındaki tüm kuramcılar ya da kısa keşif